Bükreş Gezilecek Yerler

Birçok kişi için Romanya’nın hükümet ve ticaret merkezi olan Bükreş tatil tercihleri arasında olmalıdır. Ülkenin ana havaalanının bulunduğu bölge ülkedeki çoğu ziyaretçiyi kendine çekmeyi başarıyor. Ancak müthiş bir müze salonu, birinci sınıf restoran ve barlar ile muhteşem mimarisi de şehrin cazibe merkezi olmasında etkilidir. Eski kentin mimarisi ile kozmopolit havası birleşiminden oluşan farklı bir atmosfer şehrin cazibesini attırır. Birçok kişi doğanın huzurunu içine çekmek, ülkenin kültürel mirasına incelemek ve eğlenceli etkinliklere katılmak için hafta sonları dinlendirici bir gün geçireceği Bükreş’i tercih eder.

1974 ile 1989 yılları arasında Romanya Cumhurbaşkanı olan Nikolay Çavuşesku aynı zamanda Komünist Partisi Genel Sekreterliği görevini de uzun yıllar yürütmüş. Bu dönemde ülkenin kıtlık içinde olması Nikolay Çavuşesku’yu çok fazla etkilememiş ve yönetici bir askeri darbe ile devrilmiş. Şehrin kalbi denilecek yer Çavuşesku’nun çöküşü ile eski Kraliyet Sarayı’nın bulunduğu sahne olan devrim meydanı Piata Revolutiei’dir. Şimdi Romanya’nın ortaçağ sanatının güzel bir koleksiyonunu barındıran muhteşem Ulusal Sanat Müzesi’ne de bu mekan ev sahipliği yapıyor.

Bükreş’teki en iyi iki müzesinden biri olan Romen Köylü Müzesi köylü hayatı ve muhteşem yeniden inşa edilmiş binalar ile ilgili muhteşem sergileri ziyaretçilerle buluşturur. Romanya’nın çok yönlü bölgesi olan bu müzede keşfedilmeye bekleyen çok sayıda parça vardır. Rumen köyleri eski gelenek ve göreneklerine sahip olup kendi mimari üsluplarını yaratmışlar. Bir şehir molası vermenin en iyi yolu Rumen köylerinin çeşitliliğini keşfetmek ve Köy Müzesi’ni ziyaret etmektir. 1936’da açılan müzede aslında ülkenin dört bir yanından gelen geniş bir yelpazede evler, yel değirmenleri ve kiliseler koleksiyonu bulunmaktadır.

Bükreş’ten ülkenin geri kalanına mükemmel demiryolu ve yol bağlantıları vardır. Ancak yakın çevredeki kasaba ve köylere yönelik yerel otobüs ve tren hizmetleri genellikle sınırlı sayıdadır. Bununla birlikte başkentin hemen dışında bulunan özellikle de Snagov’daki göl ve manastıra bir de Mogoşoaia’daki saray ve seçkin Çingene müziğiyle tanınan Clejani Köyü’ne keyifli ziyaretler yapmanız mümkündür.

Farklı müzik anlayışlarına sahip köyleri, tarihi dokusu, keşfedilmeyi bekleyen doğal güzellikleri Bükreş’in çok tercih edilmesinde önemli bir unsurdur. Şehri hayatına kısa bir mola vermek isteyenler hafta sonları küçük köyleri dinlenme yeri olarak tercih eder. Bükreş doğal alanların ve parkların çok fazla olduğu bir şehirdir. Dünyanın çoğu yerinde bu şekilde kalmayı başarmış yer bulmak neredeyse imkansızdır. Bükreş’in bakir alanlarını çocuklarınız ile keşfedin ve hayatınız boyunca başka bir yerde bulamayacağınız güzelliklerin tadını doyasıya çıkarın. Romanya tatilinizde Bükreş’e de mutlaka zaman ayırın ve birçok şehirde bulamayacağınız güzellikleri burada keşfedin.

Piata Revolutiei Devrim Meydanı

Devrim olayı sırasında Kraliyet Sarayı çevresinde koruyucu bir ateş alanını sağlamak için 1930’lu yıllarda Piata Revolutiei adeta bir meydan okuma alanı olarak yaptırılmış. Romanya’nın monarşisi başka yollardan devrilirken Çavuşesku Komünist Parti karargahını kuşatan kalabalıktan kaçmak zorunda kalmış. 1989’da iki gün süren olaylar sonucunda Çavuşesku askeri müdahale ile devrildi ve tutuklandı. Çavuşesku ve karısı askeri bir mahkemede yargılandı ve sonuçta kurşuna dizildi. Kraliyet Sarayı’ndaki yolun karşısında at sırtında 13 m yüksekliğindeki Kral I. Carol Heykeli bulunur. Ünlü Hırvat heykeltıraş Ivan Mestrovic’in orijinal heykeli 1948’de monarşinin kaldırılmasından sonra komünistler tarafından eritildi. Malzemeler elverişli bir şekilde muhafaza edilip Lenin heykeli yapmak için tekrar kullanıldı. Heykelin arka tarafında Aralık 1989’da yarım milyondan fazla kitap kaybıyla tamamen boşaltılan üniversite kütüphanesi yer alır. Ancak şimdi kütüphane yeniden inşa edildi ve kullanılmaya başlandı. Piata Revolutiei devrim meydanı önemli tarihi olaylara sahne olmuş ve adeta ülkenin kaderini değiştirmiş. Tarihi atmosferi ve bunalımlı geçmişin izlerini keşfetmek için mutlaka burayı ziyaret edin.

Eski Kent

Unirii Meydanı’nın güneyinde ve batısında Zafer Yolu bulunan Eski Şehir çok sayıda ziyaretçi kabul eder. Ana cadde Lipscani’nin kendisi ve 18. yüzyılda burada ticaret yapan Leipzig’ten gelen tüccarların adını taşıyan canlı bir sokaktır. Sokaklar ve eskimiş evlerin bir başka türlü güzel ve tatlılıkla baktığı eski kent görülmeye değer güzellikler ile doludur. Bükreş’in eski mahalleleri yıllardır yavaş yavaş yenilenmeye başlamış ve yeni yerler de inşa edilmeye başlamış. Eski kentte restoran, kafe ve barlar ile alışveriş yapabileceğiniz mekanlar da bulunur.

Victoria Caddesi

Mogosoaia Köprüsü ile ahşap döşeli bir cadde olan Victoria Avenue yani Zafer Caddesi on yedinci yüzyılda oluştu. İlk konutların inşa edilmesi ile de cadde önemli bir merkez haline geldi. Şehrin en şık caddelerinden biri olarak Bükreş’in en prestijli mağazaları da burada yerini aldı. Cadde boyunca yürüyüş yapıp alışveriş yapmanız mümkündür. Caddede eski apartmanlardan lüks otellere dükkanlardan restoranları aradığınız her şeyi bulmanız mümkündür.  Caddenin bir tarafında bankaların da yer aldığı bina toplulukları varken bir tarafına baktığınızda yemyeşil alanları görürsünüz. Ayrıca cadde üzerinde mükemmel bir de bisiklet yolu bulunur. Bisiklet, yürüyüş, doğa ve alışveriş zafer caddesi üzerinde ziyaretçilerini bekliyor.

Mogoşoaia Sarayı

Bükreş’te bulunan Mogoşoaia Sarayı güzel mimarisi ile eşsiz doğası ve temiz havasının mükemmel birleşiminden dolayı çok popüler bir cazibe merkezidir. Bükreş’in 10 kilometre kuzeybatısında bulunan güzel saray belki de Wallachia’nın en önemli dini olmayan anıtları arasındadır. Constantin Brancoveanu tarafından 1698 ile 1702 yılları arasında ailesi için bir yazlık evi olarak tasarlanan bu iki katlı kırmızı tuğlalı yapı çok dikkat çekicidir. Saray savaşlar sırasında çok hasar almış ve iki kez yıkılmış. Yeniden inşa edilen saray bugün Brüncovenesc Müzesi’ne ve bir sanat galerisine ev sahipliği yapmaktadır. Brancoveanu’nun infazından sonra saray bir han oldu sonra da bir yangın ile sarayın iç mekanı yok oldu. On dokuzuncu yüzyılın sonlarına doğru saray Martha Bibescu’nun tutuklanmasının ardından nihayet 1956’da devletin eline geçmeden önce Bibescu ailesine devredildi. Romanya’nın büyük edebi kahramanlarından biri olan Bibescu hayatının geri kalanını ise Paris’te geçirdi.

Snagov Köyü

Bükreş’in 40 km kuzeyindeki genişleyen bir köy olan Snagov şehirde bulunanların en popüler haftasonu tatil yeridir. Güzel ve 19 km uzunluğundaki gölde su sporları da yapılır. Gölün merkezinde 1519 yılında inşa edilmiş bir manastırın işgal ettiği bir ada da var. Kral Mihai ve daha sonra Çavuşesku ile diğer yüksek görevliler hafta sonlarında burada gezip dinlenirdi. Hoş bir göle sahip olan köy adeta bir dinlenme ve tatil beldesi olarak kullanılır. Tarihi birçok olaya ve kişiye tanıklık etmiş olan köyün güzellikleri görülmeye değerdir.

Snagov Manastırı

Bükreş’ten yaklaşık 40 kilometre uzağında bir adada kurulmuş olan Snagov Manastırı aynı zamanda büyük bir tarihsel öneme sahip ibadet yeridir. Eski bir Dacian bölgesinde kurulmuş olan bu tapınak 14. yüzyılda yerel bir yönetici tarafından manastıra çevrilip yakındaki köye bağışta bulunulmuş. Daha sonra manastıra bir çan kulesi, kalın duvarlar, bir köprü inşa eden ve bir sualtı tüneli yaptıran Vlad the Impaler olmuş. Vlad’ın kendisinin burada gömülü olması da manastırla ilgili efsanelerden biridir. Efsaneye göre 1476’daki savaşta Osmanlı Türkleri tarafından öldürüldükten sonra Impaler Vlad manastırın bir yerine rahipler tarafından gömüldü.

Clejani Köyü

Bükreş’in yaklaşık 40 km güneybatısındaki bölgede Çingene müziği merkezi olarak tanınan bu küçük köyü mutlaka ziyaret edin. Dünyaca ünlü Taraf de Haidouks ve Mahala Rai Banda üyelerine ve diğer harika yetenekli müzisyenlere de ev sahipliği yapıyor. Sadece Çingene kültürünü yaşamak istiyorsanız bile bu ünlü köyü görmeye değer. Köyü gezmek için tatilinizden yarım gün ayırmanız yeterli olur. Çingene müziğinin merkezi olan bu sevimli köy çok sayıda ziyaretçi çeken yerler arasında gelir. Köyün doğası ve müzik sesleri eşliğinde yürüyüş ziyaret eden herkesi memnun bırakır.

Comana Köyü

Bükreş’e 40 kilometre uzaklıktaki Comana’ya günübirlik gezilerle gidip günü doğada geçirmek, yürüyüş yapmak veya kuş gözlemi yapmak için birçok yerden ziyaretçi akın eder. Köy şehride bulunmayan birçok varlığı ile denenmesi gereken mükemmel bir fırsat olabilir. Bu köyün topraklarında delta, doğal bir park, macera parkı ve zengin bir tarihe sahip bir manastır da bulacaksınız. Bisiklet kiralayıp Comana Doğal Parkı’nı, yaban hayatı ve 1480 hektarlık sulak alanı bir de 10.000 hektarlık ormanı keşfetmek için bir gününüzü ayırın.

Bükreş Botanik Bahçeleri

Bükreş’in Botanik Bahçeleri şehrin en güzel yeşil alanlarından biridir. Normal şehir parklarından daha az kalabalık olan botanik bahçeleri 10.000’den fazla yerli ve egzotik bitkiye ev sahipliği yapar. 18 hektarlık alan kaplayan bu bahçede daha önce görmediğiniz çok sayıda bitkiyi görme ve tanıma şansınız var. Yaz aylarında kaçırılmaması gereken gül bahçeleri, kışın ise eski sera içinde yer alan tropik orman bitkileri görenleri kendine hayran bırakır. Sunduğu eşsiz manzara ve bitki çeşitliliği ile özellikle çocuğu olan aileler mutlaka bu eğitici ve öğretici alanı ziyaret etmelidir. Günümüzde binalarla kaplanmış olan şehirlerde bitki görmek çok zordur. Bir de bu kadar çeşit bitkiyi bir arada görmek neredeyse imkansızdır. Bunun için çocuklara doğayı ve bitkileri tanıtmak, temiz bir hava aldırmak isteyenlere Botanik Bahçesi eşsiz bir durak olacaktır.

Cotroceni Sarayı

1991 yılından bu yana Romanya Cumhurbaşkanı’nın ikamet yeri olan Cotroceni Sarayı şehrin fırtınalı tarihini de içinde barındırır. Kral Carol I’in eski bir kraliyet ikametgahı 1947’de ülkede Komünist rejim kurulur kurulmaz bırakılır ve Komünist Parti genel merkezine geçirilir. Halka açık olan Cotroceni Müzesi kitapların, tabloların, heykellerin ve ikonların büyük ve değerli bir koleksiyonunu sergiliyor. Tarihin kokusunu içinize çekmek ve müzedeki eserleri incelemek için mutlaka zaman ayırın.

Therme Bükreş Su Parkı

250.000 metrekarelik alanı kaplayan Therme Bükreş, termal suları kullanan Avrupa’nın en büyük su parkıdır. Ormanlık alanlarında bulunan çeşitli ağaçları, orkideleri ve diğer egzotik bitkilerden oluşan bu alan görmeniz gereken bir yerdir. Park alanında termometrenin yaklaşık 30 dereceyi, suyun da 33 derece celsiusa ulaştığı bir yerde serinlemeniz çok kolaydır. Büyük su kaydırakları sıcaktan bunalan yürüyüşle yorulanlar için eşsiz bir serinleme sağlar. Çocuklu aileler sık sık bu parkı tercih eder. Doğal alanın genişliği, bitkilerin çeşitliliği ve su parkı görülmeye değer güzellikler ile doludur. Bükreşli ailelerin hafta sonları tercih ettiği park alanını artık turistlerde keşfetmeye başlamış. Romanya’yı ziyaret eden birçok turist mutlaka Therme Bükreş Su Parkı’nı ziyaret ediyor. Doğanın ve serinleme imkanının tadını çıkarmak isterseniz parkı hafta içi de ziyaret etme şansınız bulunur.

BİR CEVAP BIRAK

Please enter your comment!
Please enter your name here